Yazıyı indirmek için tıklayınız.
Özet
Bu makale, Türkiye’de kadın grafik tasarımcıların tarihyazımındaki görünmezliğini Gülümser Aral Üretmen (1929–2022) örneği üzerinden inceler. Bâb-ı Âli’de lise yıllarında başlayan moda çizimleri, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Afiş Atölyesi’nde yangın sonrası koşullarda edinilen atölye disiplini ve 1950’lerde Denizcilik Bankası’nda kurulan kurumsal görsel dil, mikro-tarih anlatısının omurgasını oluşturur. Sözlü tarih görüşmeleri, aile arşivi, personel sicil kayıtları ve gazete kupürleri birlikte okunarak ‘ressam’, ‘neşriyat’, ‘halkla münasebet’ gibi arşiv etiketlerinin, tasarım emeğini nasıl görünmez kıldığı gösterilir. Üretmen’in 1952’de bir banka afişiyle ödül almasına rağmen kanonda anılmaması, arşivlerin arama sözlüğü ile tasarım tarihinin kanon kurma pratikleri arasındaki gerilimi görünür kılar. 1960 sonrası yurtdışı yılları ve bakım emeği, bir ‘yetenek kaybı’ndan çok bir ‘görünürlük kaybı’ olarak tartışılır. Çalışma, kadın tasarımcıların ‘yok’ olmadığını; yanlış çekmecelere, yanlış unvanlara ve katalogsuzluğa itildiğini savunur ve arşiv dili ile araştırma protokollerine dönük somut öneriler sunar. Son olarak bu dosya çalışması, tasarım tarihinin yalnızca ürünlere değil, kayıt biçimlerine de bakmasını önerir.
Anahtar Kelimeler: Kadın Grafik Tasarımcılar, Tasarım Tarihyazımı, Arşiv Araştırması, Sözlü Tarih, Bâb-ı Âli, Denizcilik Bankası, Efemera, Kurumsal Arşivler
Abstract
This article discusses the invisibility of women graphic designers in Turkey through the case of Gülümser Aral Üretmen (1929–2022). Üretmen’s early drawings that began in Bâb-ı Âli, the discipline she acquired in the Poster Workshop at the State Academy of Fine Arts, her contribution to establishing a corporate visual language at Maritime Bank of Turkey throughout the 1950s, and her professional practice interrupted by years abroad are re-read through the traces preserved in archives and the gaps left behind. The text draws on multiple types of sources—oral history interviews, a family archive, institutional personnel records, period press clippings, and personal correspondence—making visible the difficulties of accessing sources, the silences within documents, and what “unfound” information signifies for historiography. The aim is not merely to add a new name to history, but to render visible the search vocabulary of design history, the effects of job titles (artist/graphic designer/graphic artist), and the ways in which the canon is constructed. The final section points to possible directions for the future of women’s design historiography in Turkey, including the matching of dispersed archives, collective indexing, improved access to institutional records, and the expansion of oral-history networks.
Keywords: Women Graphic Designers, Design Historiography, Archival Research, Oral History, Bâb-ı Âli, Maritime Bank of Turkey, Ephemera, Corporate Archives


