Arşivde Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi’nin üçüncü sayısı çıktı!
Ücretsiz okuyabilirsiniz.


Derginin Üçüncü Sayısıyla Merhaba | With the Third Issue

Arşivde Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi’nin Mart sayısında, feminizm ve arşivcilik konularına yeni ufuklar açan yazıları okuma imkânı bulacaksınız. Bu sayıda, yeni kadın tarihi ve arşivcilik, dijitalleştirmenin kadın tarihine katkısı, Halide Edip Adıvar’ın arşivleri, kadın yazarların tarihsel görünürlüğü ve kadınların görsel arşivleri ele alınıyor. İçeriğimizi önceki sayılarda olduğu gibi Araştırma-İnceleme, Röportaj ve Kitap Tanıtımı olmak üzere üç bölüm altında topladık.

Üçüncü sayımızın Araştırma/ İnceleme yazılarından ilki Eva S. Moseley’in “Sources for the ‘New Women’s History’ ” (“Yeni Kadın Tarihi”nin Kaynakları) başlıklı makalesi. Harvard Üniversitesi bünyesindeki Amerika’da Kadın Tarihi Üzerine Schlesinger Kütüphanesi’nde (Schlesinger Library on the History of Women in America) uzun yıllar küratör olarak görev yapan Moseley, belge sağlama, koruma ve erişime açma çalışmaları konusunda öncü bir rol üstlenmiştir. Görevi süresince, özel arşivlerin, kişisel hikâyelerin ve azınlık gruplarına ait belgelerin korunmasının gerekliliğini vurgulamıştır.

Bu makalesinde, arşivcilik mesleğinin kadın tarihi üzerindeki dönüştürücü etkisini ele alarak, kadınların tarihsel belgelerdeki görünürlüğünün artırılmasının önemini güçlü bir dille savunuyor. Yeni kadın tarihi, yalnızca geleneksel tarihin öne çıkardığı kadınların kamusal rollerine değil, aynı zamanda özel yaşamlarına, ilişkilerine ve toplumdaki görünmeyen emeklerine de odaklanır. Moseley, bu anlayışın tarihyazımı ve arşivcilik pratiklerini köklü biçimde dönüştürme potansiyeli taşıdığını vurguluyor. Metin, kadın tarihinin, sadece “ünlü beyaz erkekler” tarihine bir ek değil, tarihsel olayların anlaşılmasında eksik kalan unsurları tamamlayan kritik bir boyut olduğunu ileri sürüyor. Geleneksel tarih yazımında görmezden gelinen kadınların yaşamlarını belgelemek için arşivcilerin, değerlendirme ve sağlama politikalarını yeniden düşünmesi gerektiğini belirten Moseley, bu çabanın yalnızca seçkin kadınları değil, işçi sınıfından ve sıradan kadınları da kapsaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle kadınların mektupları, günlükleri, istatistiksel veriler ve sözlü tarih gibi kaynakların, kadın tarihini yeniden inşa etmede vazgeçilmez olduğunu savunuyor. Moseley, arşivcilerin kadın tarihine ilişkin belgeleri sağlama, düzenleme ve görünür kılma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini belirtirken, araştırmacılarla kurulacak diyaloğun bu süreci nasıl zenginleştirebileceğini de açıklıyor. Geleneksel arşivlerin oluşturulma süreçlerinde izlenen ataerkil yaklaşımları eleştirerek, kadınların özel yaşamlarına dair belgelerin daha geniş bir bağlamda ele alınması gerektiğini savunuyor. Arşivcilerin değerlendirme süreçlerinde kadınların tarihsel önemini anlamaları gerektiğini, çünkü bu anlayışın yalnızca geçmişi değil, gelecekteki tarihyazımını da şekillendireceğini ifade ediyor. Moseley kadınların, tarihin bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini ve bu kabulün arşivcilik mesleğini daha kapsayıcı ve etkili bir hale getireceğini savunuyor. Sonuç olarak, “Yeni Kadın Tarihi,” kadınların görünmeyen tarihini belgelemek için hem arşivcilik pratiklerini hem de tarihyazımını dönüştürmeye yönelik bir çağrı niteliği taşıyor.

İkinci sırada, Amerikan Arşivcileri Derneği’nin Chicago Illinois’da düzenlenen 75. Yıl Toplantısı’nda Danelle Moon yönetiminde yapılan 27 Ağustos 2011 tarihli oturumdaki konuşmaların derlendiği “Seventy-Five Years of International Women’s Collecting: Legacies, Successes, Obstacles, and New Directions” (Uluslararası Kadın Koleksiyonlarının 75 Yılı: Miraslar, Başarılar, Engeller ve Yeni Yönelimler) başlıklı yazı yer alıyor. Rachel Miller, Anke Voss ve Danelle Moon’un sunumlarını içeren yazıda, kadın tarihi alanındaki önemli arşiv ve müze projelerinin tarihçesi ele alınıyor. New York’taki Kadın Arşivleri Dünya Merkezi (World Center for Women’s Archives-WCWA), Amsterdam’daki Kadın Hareketinin Uluslararası Arşivleri (International Archives for the Women’s Movement-IAV) ve San Francisco’daki Uluslararası Kadın Müzesi (International Museum of Women-IMOW) gibi öncü kuruluşların, kadın tarihinin belgelenmesine ve korunmasına katkıları inceleniyor. Rachel Miller, WCWA ve IAV arasındaki ilişkiye odaklanarak, Rosika Schwimmer ile Rosa Manus’un kişisel ve profesyonel çatışmalarının bu projelerin yönünü nasıl etkilediğini anlatıyor. Schwimmer ve Manus’un önderlik ettiği projelerin, kadın tarihinin uluslararası bağlamda belgelenmesi ve arşivlenmesinde oynadığı önemli rolden bahsediyor. Anke Voss, Sophia Smith Koleksiyonu ve Schlesinger Kütüphanesi gibi Amerikan kadın tarihi arşivlerinin gelişimini, Mary Ritter Beard’ın vizyonuyla ilişkilendirerek bu arşivlerin kadınların seslerini tarihe dahil ederek bir dönüm noktası oluşturduğunu vurguluyor. Son olarak Danelle Moon ise, IMOW’un kadınların tarihsel katkılarını belgelemek amacıyla fiziksel bir müzeden sanal bir platforma dönüşüm sürecini inceliyor. Moon, IMOW’un dijital çağda kadınların küresel sorunlarına odaklanan yenilikçi bir girişim olarak feminist tarih arşivciliğine yeni bir boyut kattığını belirtiyor. Bu üç sunumun yer aldığı yazı, kadınların tarih boyunca karşılaştığı engellerin ötesine geçerek, dijitalleşme aracılığıyla tarihyazımında nasıl kalıcı bir etki yarattığını ortaya koyuyor.


Üçüncü yazı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesi olan ve 2018’den bu yana Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi’nin (TUDED) editörlüğünü yürüten Dr. Şerif Eskin’in “Halide Edib Arşivlerinden Neler Öğrenebiliriz? -Edebiyat Eleştirisinden Biyografi Yazımına’’ (What Can We Learn from Halide Edib’s Archives? From Literary Criticism to Biography Writing) başlıklı makalesi. Bu çalışma, Halide Edib’in biyografisine, arşiv belgelerine ve edebiyat arşivlerinin genel yapısına dair önemli katkılar sunuyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve İngiltere’deki Reading Üniversitesi’nde yer alan Britanya Basım ve Yayıncılık Arşivi’ndeki (Archive of British Printing and Publishing) belgeler ışığında Halide Edib’in farklı portreleri, yazarın kamusal ve kişisel yönleri inceleniyor. Özellikle Reading’deki Allen & Unwin Yayınevi’ne ait belgeler, Halide Edib’in eserlerini İngilizce yayımlama girişimlerini ve bu süreçte karşılaştığı zorlukları ayrıntılandırıyor.

Devamını okumak için tıklayınız.

İÇİNDEKİLER
Mart 2025 (Cilt 2, Sayı 3)

ARAŞTIRMA-İNCELEME / ARTICLES

RÖPORTAJ / INTERVIEW

KİTAP TANITIMI / BOOK REVIEW